31 Ocak 2010 Pazar

1

the scientist i yolda bağıra çağıra kimseyi umursamadan, ama çaktırmadan da biri var mı diye kontrol ederek söylemek çok güzel.
keşke bugünün bi kısmını hafızamdan silebilsem.
ama bu kısmını değil.
neyse burcunun da dediği gibi ''belli mi olur''.

iyi geceler.

*nobody said it was easy
it's such a shame for us to part
nobody said it was easy
no one ever said it would be this hard
oh take me back to the start*

30 Ocak 2010 Cumartesi

vurgun

annem bugün bana artık birini bul istersen dedi.

28 Ocak 2010 Perşembe

secret.

i
am
a
high
school
lover
and
you
are
my
playground
love.

27 Ocak 2010 Çarşamba

mc donalds gibisi yook !

hayatımın en ilginç gecesi.

raadsu da ses kayıtlarının 4 saatten fazla sürmesi sonucu hepimiz bitkin düşmüş ve sabancının en yaygın hastalığı olan obezlik sonucunda saatin geciymiş erkeniymiş kaloriymiş umursamadan ekin eyup burak ve ben mc donalds yollarına koyulduk. amaç belliydi : TIKINMAK ! inanılmaz büyük bir heyecanla çıktığımız yolda karşımıza ilk çıkan sorun sevgili sürücümüz burakın yolu 'gerçekten ve gerçekten' bilmemesi ve rastgele yollara girerek yolumuzu benzinciye ulaştırması oldu. koca koca tırlar olsun, bilinmeyen yollar olsun, güç bela bayramoğlu mc donalds'a u-laş-tık! menuler istendikten sonra arkamıza bi döndük 4 kişilik bi aile hepsi çizgili giyinmiş ve hepsi gay. özellikle bi abi vardı, saçı başı bi garip, ilgimizi çekti, güldük baya. burda biter sandık... yemek yerken ve anılarımızı anlatıp gülerken bir baktık buradaki herkes gay ve gay olmayanların hepsi de bi' kız var orda çalışan ona yazıyo. sonra güvenliği gördük böyle inanılmaz konsantre olmuş bi şekilde bişiler karalıyo bi kağıda ama görseniz sanki 100 yılın resmi çıkıcak birazdan ortaya bi' başyapıt... burak dayanamadı kalktı baktı, bi de ne görsün... mc donalds ın çocuk menüsü alana verdiği boyama kağıdı... WTF ?! biz saf ve içten gülüşlerimize devam ederken içeriden bir adam çıktı, gerçekten normal ve düzgün gibiydi sonra bi baktık çalışanlardan birisinin ensesine şaplağı fırlatıp koşarak uzaklaştı, bu arada kasada çalışanlardan biri artist bir şekilde para saymaya çalışıp hep yanlış yapıyodu ve ikiziyle birbirine hiç benzemiyodu. apaçiler giriyo çıkıyo, gerçekten eğlenceli ve güzel bi mekan diye konuşulurken aslında bütün bu olayların bu kadar saf olmadığı anlaşıldı... İÇERİYE Bİ TANE DANSÖZ GİRDİ . koltuk altına kadar olan yırtmacıyla yanında burnunun ucuna kadar kundurası olan ağır abiyle menü alıp aşk yaşadılar... sonra fark ettikki bayromoğlu mc donalds a OLGA giriyor NATAŞA çıkıyordu.. daha fazla durursak yaşamımızın gerçekten tehlikeye gireceğini anladık ve bizimle aynı zamanda arkasında mc donalds stickerı olan şahinle beraber yola koyulduk. bu arada dansöz ablamız da kalktı, onu da takip edecektik ama kundura adam bizi öldürür diye gerçekten bir tarafımız yemedi. her neyse okula 'bi şekilde, sağ salim' geldikten sonra ekinle tam arabadan indiğimizde ne görsek beğenirsiniz ? arkasında sticker olan adam bizim okuldaydı !
DA RA DA DA DA !

işte bunu seviyorum !

bayramoğlu mc donalds o günden beri can oldu.

25 Ocak 2010 Pazartesi

22 Ocak 2010 Cuma

Donnie Darko

gökyüzü açılacak. eğer gökyüzü aniden açılırsa, hiçbir kanun olmayacak. hiçbir kural olmayacak.
sadece sen ve anıların olacak, yaptığın seçimler....ve dokunduğun insanlar.
eğer bu dünyanın sonu gelirse, sadece sen... ve o olacak...başka kimse olmayacak.

stripped.

come with me
into the trees
we'll lay on the grass
and let the hours pass

take my hand
come back to the land
let's get away
just for one day

let me see you
stripped down to the bone
let me see you
stripped down to the bone

metropolis
has nothing on this
you're breathing in fumes
i taste when we kiss

take my hand
come back to the land
where everything's ours
for a few hours

let me see you
stripped down to the bone
let me see you
stripped down to the bone

let me hear you
make decisions
without your television
let me hear you speaking
just for me

let me hear you crying
just for me

21 Ocak 2010 Perşembe

K fobisi

Bugün hayatımın en çılgın günlerinden biri olabilir-idi.
2 ay önce 2 şarkısını dinleyip hayranı olduğum kemal yeşil bugün okulumuzu ziyaret edip hayranlarına imza dağıttı. Tahmin edin ilk sırada kim vardı ? Posterimi imzalattıktan sonra kendisini ufak bir söyleşiyle tutacaktım ki... Masaya birden 'O' geldi... Ben onunla aynı masada oturamam dedim kalktım gittim, yolda da oldukça midem bulandı. Ah be kumpir neden yaptın bana bunu ?

20 Ocak 2010 Çarşamba

S3 can-dı.

Merhaba SS; (ss'in anlamını hala tam olarak bilmiyorum)
Bir dönemi daha geride bıraktık. Halbuki sene başında ''of bu hazırlık bitmezzz'', ''ay abi yarın gitmicem'', ''bugün bi' uyumusum, bi uyumusum'' diyorduk. Bi süre sonra herkesin en az bir dönem attendance ı 1 gelince '' 2 elim kanda da olsa yarın dersteyim'' tarzı konuşmalar başladı, büyük bir kısmı yalan oldu. Ama bugün gördük ki zaman çok çabuk geçiyor, bir bakmışız section 3 dağılıyor. Şu an kimimiz odasında, kimimiz çoktan evine döndü, kimimizse spor salonunda terlerini atıyor. Bu geçirdiğimiz süre içerisinde zaman zaman tartıştık, zaman zaman çok güldük çok eğlendik, gözümüzden yaş gelene kadar güldük, zaman zaman birbirimize anlam veremedik ama ne olursa olsun hep s3 olduk. Bence gerçekten diğer sınıflara bakıldığında hem kişilikler bakımından hem de arkadaşlıklar bakımından farklı bir sınıftık. Umarım ikinci dönemde de beni satmazsınız ve yine beraber gülüp eğlenebiliriz. Yani ikinci dönemde hep beraber göbeklerinizi tutarak gülerken, yanınızda olmak istiyorum. Ya da siz SPS sınavından önce gerilirken ben yine göbeğimi tutarak gülmek istiyorum size. Her neyse ya işte böyle bi mail atmak geldi içimden, hatta bu gazla gidip güzel bi blog yaziyim ben, ya da bu maili blog yapiyim.

Alparı inanılmaz komikliğiyle hatırliycam, bu okulda en çok güldüğüm insan olabilir kendisi, bi de attendance kralı seçebilirim, ayrıca bütün apaçi şarkıları bilip bütün history, denying history hakkındaki derslerimizde her SOCIETY lafı geçtiğinde societyyyyyy her break time dendiginde BREAK 4 LOVE demesiyle hem müzik zevkini, hem de bilgisini konuşturdu.
Gülçini her gece azimle yarın derse gidicem şeklinde uyuyup bir sonraki gün aynı azimle uyuması, ve Richardla olan o inanılmaz bağı gerçekten hepimizi etkiledi. ITS NOT COMING RICHARD. Ha bi de kendi odamdan çok onunkinde vakit geçirmiş olabilirim, üzgünsem üzülür, mutluysam sevinir cnmS bnmS.
Ozcanın pesimist tavırları ve hayatta görüp geçirmiş olup farklı bakış açılarıyla olaylara yaklaşması da bence bu dönemin bombalarındandı. Ha bi de bi akşam tabuya çağırmıştım saat 21 gibi uykum var dedi, ayrıca her sabah spor falan yapması da onun zeki cevik ve ahlaklı olduğunu gösteriyor.
Meltemin gülüşü ve tabiikide espri anlayışı, bülent ersoyu sevmesi, desti izdivac setinde fotosu olması, ayrıca beraber takıldığımız her anın eğlenceli geçebilmesi inanılmazdı.
Burakla ilgili çok şey var yazıcak, en -basit-e indirmek gerekirse, uzamayan sacları,ama BAYA inanıyo uzadıgına, özellikle de ''BURAK SENİN SACININ ÖNÜ NOLCAK'' ,bi de repliğimiz ve midterm sonucumda tuzlu gözyaşlarımı omzuna hiç çekinmeden alabilmesi onu gerçekten ''list'' imden çıkarmamaya yeter :D. Bi de parmaklarını çok yorma cicim, sonra şişiyo, su topluyo, üzülüyorum.
Onurla ders çalışıcaz diye çok istekli başlayıp işin sonunun hep videolarla bitmesi, tabiikide ders çalışamamız, ve muhteşem şarkı alışverişlerimiz :P, ikinci dönem daha iyi müzik zevkli birini bulursa beni satmaz umarım !
Eylulun Haticeye inanılmaz bakışları ve tabiikide attendanceın dibine vurduktan sonra geldiği derste BENİM ADIM NASIL YAZILIYODU?! demesi, yemekhanede sürekli karşılaşırız bence daha, çok komik anılarla geliceginden eminim :D.
Çağılın ikinci dönem de amfide hocalarla göz teması kurarak mezun olacagından eminim, gerçekten başarılı metodlar bulmuş eğitim ve öğretim hayatında, umarım msn muhabbetlerimiz asla ve asla kesilmez !
Ecenin inanılmaz şirinliği ve almanca bilgisiyle bi' kaç şey kapabildim galiba ondan, umarım yine yanımda tatlı tatlı gülümsemeye devam eder, uyumaz dışarı çıktığımızda da, bi de ns'den de 100 ü çaktı mı okul tarihine yazılacagı inancındayım cicimin. Bi de inş okulumuz taksime taşınır, onun mutlu olması için bunu isterim !
Yasin de umarım asla calısmalarına ara vermez, tam gaz böyle devam eder. Bi de çok sevgili arkadaşım Yasin ELİNE KOLUNA MUKAYET OL ! :D , öyle herkes benim gibi değil :p, ha bi de sorunum olursa direkt görüntülü arama başlatıp o anda 'live' soru sorabilecegim tek kişi kendisi bu okulda :D.
Serkanın radyo yayınını dinleyin, onunla oturun müzik muhabbeti yapın, taksime gidin hatta. Her konuda oturup muhabbet edilebilecek ender insanlardan, ayrıca akçaya gidip ekstra bir tatil yapması da, takdir edilecek cinsten.
Hasanın 'ben bu hafta geldim mi?' leri ve 4. derse gelip gitmesi, ems i ucundan kaçırması gerçekten unutulmayacak cinsten, sınıfımızın inanılmaz karakterlerinden biriydi bana göre, ayrıca inanılmaz ölçüde komik ve esprileriyle sınıfımıza neşe katabiliyoridi. Hasan ikinci dönem artık gereksiz sorular sormicam, hep akıllı uslu olucam.
Barışın Richardla arasındaki muhtesem ilişki de bu döneme damgasını vuran olaylardan biriydi, umarım bundan sonra hep BFF olursunuz, ve tabiikide barışın minigolf tutkusu unutulmazlara girenlerde yerini üst sıralara koyuyor.
Buse, ay Buse ya herkesi sevebilitesi ve herkese sevgi verebilitesi olan ender, nadir çok az rastlanır biri, o yüzü hep gülsün, bi de benim çok gülmeme takmasın hiç, benim kadar gülsün bebeto, kendisinin son 2 hafta gaza gelip oral prac. costurması da gözümüzden kaçmadı, HIRS ONUN GÖBEK ADI. Shake Shake shake senoraaa :)))!
Emrenin gözü kapalı bir şekilde sınıfa girip good morning demesi, kahvaltıyı sınıfta browni ve icetea ile yapması, kısa filmleri izlerken btbokuyorum ayağına uyuması (!), bunların hazırlık 101 dersi olarak verilmesi lazım, geleceğe örnek olması lazım Emre'nin kitlelere seslenmesi lazım... Bi de Emreyleyken cok gülüyorum söylemeden edemiciiim.




Sanırım bu kadar, neyse hepinizi çok seviyorum.

Cheers


Selin.

ya da .


S.

you know you love me.

xoxo.

17 Ocak 2010 Pazar

eski bir dost

şarkılarla insanları özleştirmek çok kötüdür hep.
benim bi' arkadaşım vardı.
aramız çok açılmıştı, görüşmemiştik çok uzun zaman.
renklerin içinde'yi dinleyince seni hatırlıyorum, aklıma geliyosun dedim.
''peki'' dedi. o, zaten o şarkıyı hiç sevmezdi. kargo da sevmezdi galiba.
arada görüyorum onu, ama onu görünce aklıma o şarkı gelmiyo artık.
keşke o şarkıyı dinlediğimde de aklıma o gelmese.
keşke bu kadar net karar vermese her şeye, kimini hayatının merkezi yaparken, kimini bu kadar kolay silmese.ama yine de umarım hayatta onun için her şey yoluna girer. huyumdur ne kadar kinci bi insan olsam da küs kalamam ben kimseye. görsem yarın yine gider öperim o tatlı yanaklarından. anlaşılmaz yanların var, öldürmeye hevesli çoğu zaman. çabuk sinirlenir çabuk durulur bi arkadaşsın çoğu zaman, belki de budur yoran bizim arkadaşlığımızı. ben de çok çabuk sinirlenirim ama ne biliyim, içime atmayı hep tercih etmişimdir. belki şu an içinde bulunduğum ikilemlerin ana noktası hep içime atmak oldu. çıkıp sinirden ağzımdan bişiler çıkaramadım ben, hep alttan aldım herkesi. ayrıca biliyorum biraz suyla senin o kupkuru çiçek gibi olan tatlı kalbinin çok güzel yeşilleneceğini, düzeleceğini. galiba benim de biraz suya ihtiyacım var hayatımın bu kupkuru noktasında. biliyorum ifadende kararsızsın, korkuların var, seni tutan şeylerin ne olduğu ise çok derin. ama biliyorum biz hep bi şekilde bi yerde ''aa naber '' muhabbetine giren iki arkadaş olacagız. hayatım boyunca hep 'aa naber'' olan bi insan olman çok da iyi olur bence, yüzümü dönüp gitmektense :) .


renklerin içinde
cennetin içinde
ölmek sessizce...

metronomy- a thing for me

dünyanın en tatlı kliplerinden birine sahip olabilir.



15 Ocak 2010 Cuma

ben

ya ben çok utangacım aslında. bu yönümü de çoğu insan bilmez. hadi yaziyim dedim.

saat 4 olmuş bi de .

pek iyi geceler o zaman.

6 Ocak 2010 Çarşamba

Tears Dry On Their Own

kalktıktan yarım saat sonra
odaya geldikten bi-iki saat sonra
internete ne zaman girsem
akşamları uykum gelmezse
canım ne zaman sıkılsa
hep 'bi ayak' yakınımda

çok sıkıcı bi durum çok...

4 Ocak 2010 Pazartesi

ben küskünüm feleğe

Burak la msnde konuşuyorduk. Konu koyulaştı. 'Damar' anlar itibariyle, kendisi bana '' al bu senin durumunun şarkısı '' diyerekten 'ben küskünüm feleğe' yi bana armağan etti. Teşekkür ederim sevgili Burak, beni dişi '...' yaptın !


ben küskünüm feleğe, düştüm bitmez çileye...
nerelere gideyim? kara bahtım, gülmeye...

ben ne ettim feleğe? verdi bana bu derdi...
yıllardır hep ağlattın... şu gönlüm' güldürmedi...

ben küskünüm feleğe, düştüm bitmez çileye...
nerelere gideyim? kara bahtım, gülmeye...