the scientist i yolda bağıra çağıra kimseyi umursamadan, ama çaktırmadan da biri var mı diye kontrol ederek söylemek çok güzel.
keşke bugünün bi kısmını hafızamdan silebilsem.
ama bu kısmını değil.
neyse burcunun da dediği gibi ''belli mi olur''.
iyi geceler.
*nobody said it was easy
it's such a shame for us to part
nobody said it was easy
no one ever said it would be this hard
oh take me back to the start*
30 Ocak 2010 Cumartesi
28 Ocak 2010 Perşembe
27 Ocak 2010 Çarşamba
mc donalds gibisi yook !
hayatımın en ilginç gecesi.
raadsu da ses kayıtlarının 4 saatten fazla sürmesi sonucu hepimiz bitkin düşmüş ve sabancının en yaygın hastalığı olan obezlik sonucunda saatin geciymiş erkeniymiş kaloriymiş umursamadan ekin eyup burak ve ben mc donalds yollarına koyulduk. amaç belliydi : TIKINMAK ! inanılmaz büyük bir heyecanla çıktığımız yolda karşımıza ilk çıkan sorun sevgili sürücümüz burakın yolu 'gerçekten ve gerçekten' bilmemesi ve rastgele yollara girerek yolumuzu benzinciye ulaştırması oldu. koca koca tırlar olsun, bilinmeyen yollar olsun, güç bela bayramoğlu mc donalds'a u-laş-tık! menuler istendikten sonra arkamıza bi döndük 4 kişilik bi aile hepsi çizgili giyinmiş ve hepsi gay. özellikle bi abi vardı, saçı başı bi garip, ilgimizi çekti, güldük baya. burda biter sandık... yemek yerken ve anılarımızı anlatıp gülerken bir baktık buradaki herkes gay ve gay olmayanların hepsi de bi' kız var orda çalışan ona yazıyo. sonra güvenliği gördük böyle inanılmaz konsantre olmuş bi şekilde bişiler karalıyo bi kağıda ama görseniz sanki 100 yılın resmi çıkıcak birazdan ortaya bi' başyapıt... burak dayanamadı kalktı baktı, bi de ne görsün... mc donalds ın çocuk menüsü alana verdiği boyama kağıdı... WTF ?! biz saf ve içten gülüşlerimize devam ederken içeriden bir adam çıktı, gerçekten normal ve düzgün gibiydi sonra bi baktık çalışanlardan birisinin ensesine şaplağı fırlatıp koşarak uzaklaştı, bu arada kasada çalışanlardan biri artist bir şekilde para saymaya çalışıp hep yanlış yapıyodu ve ikiziyle birbirine hiç benzemiyodu. apaçiler giriyo çıkıyo, gerçekten eğlenceli ve güzel bi mekan diye konuşulurken aslında bütün bu olayların bu kadar saf olmadığı anlaşıldı... İÇERİYE Bİ TANE DANSÖZ GİRDİ . koltuk altına kadar olan yırtmacıyla yanında burnunun ucuna kadar kundurası olan ağır abiyle menü alıp aşk yaşadılar... sonra fark ettikki bayromoğlu mc donalds a OLGA giriyor NATAŞA çıkıyordu.. daha fazla durursak yaşamımızın gerçekten tehlikeye gireceğini anladık ve bizimle aynı zamanda arkasında mc donalds stickerı olan şahinle beraber yola koyulduk. bu arada dansöz ablamız da kalktı, onu da takip edecektik ama kundura adam bizi öldürür diye gerçekten bir tarafımız yemedi. her neyse okula 'bi şekilde, sağ salim' geldikten sonra ekinle tam arabadan indiğimizde ne görsek beğenirsiniz ? arkasında sticker olan adam bizim okuldaydı !
DA RA DA DA DA !
işte bunu seviyorum !
bayramoğlu mc donalds o günden beri can oldu.
raadsu da ses kayıtlarının 4 saatten fazla sürmesi sonucu hepimiz bitkin düşmüş ve sabancının en yaygın hastalığı olan obezlik sonucunda saatin geciymiş erkeniymiş kaloriymiş umursamadan ekin eyup burak ve ben mc donalds yollarına koyulduk. amaç belliydi : TIKINMAK ! inanılmaz büyük bir heyecanla çıktığımız yolda karşımıza ilk çıkan sorun sevgili sürücümüz burakın yolu 'gerçekten ve gerçekten' bilmemesi ve rastgele yollara girerek yolumuzu benzinciye ulaştırması oldu. koca koca tırlar olsun, bilinmeyen yollar olsun, güç bela bayramoğlu mc donalds'a u-laş-tık! menuler istendikten sonra arkamıza bi döndük 4 kişilik bi aile hepsi çizgili giyinmiş ve hepsi gay. özellikle bi abi vardı, saçı başı bi garip, ilgimizi çekti, güldük baya. burda biter sandık... yemek yerken ve anılarımızı anlatıp gülerken bir baktık buradaki herkes gay ve gay olmayanların hepsi de bi' kız var orda çalışan ona yazıyo. sonra güvenliği gördük böyle inanılmaz konsantre olmuş bi şekilde bişiler karalıyo bi kağıda ama görseniz sanki 100 yılın resmi çıkıcak birazdan ortaya bi' başyapıt... burak dayanamadı kalktı baktı, bi de ne görsün... mc donalds ın çocuk menüsü alana verdiği boyama kağıdı... WTF ?! biz saf ve içten gülüşlerimize devam ederken içeriden bir adam çıktı, gerçekten normal ve düzgün gibiydi sonra bi baktık çalışanlardan birisinin ensesine şaplağı fırlatıp koşarak uzaklaştı, bu arada kasada çalışanlardan biri artist bir şekilde para saymaya çalışıp hep yanlış yapıyodu ve ikiziyle birbirine hiç benzemiyodu. apaçiler giriyo çıkıyo, gerçekten eğlenceli ve güzel bi mekan diye konuşulurken aslında bütün bu olayların bu kadar saf olmadığı anlaşıldı... İÇERİYE Bİ TANE DANSÖZ GİRDİ . koltuk altına kadar olan yırtmacıyla yanında burnunun ucuna kadar kundurası olan ağır abiyle menü alıp aşk yaşadılar... sonra fark ettikki bayromoğlu mc donalds a OLGA giriyor NATAŞA çıkıyordu.. daha fazla durursak yaşamımızın gerçekten tehlikeye gireceğini anladık ve bizimle aynı zamanda arkasında mc donalds stickerı olan şahinle beraber yola koyulduk. bu arada dansöz ablamız da kalktı, onu da takip edecektik ama kundura adam bizi öldürür diye gerçekten bir tarafımız yemedi. her neyse okula 'bi şekilde, sağ salim' geldikten sonra ekinle tam arabadan indiğimizde ne görsek beğenirsiniz ? arkasında sticker olan adam bizim okuldaydı !
DA RA DA DA DA !
işte bunu seviyorum !
bayramoğlu mc donalds o günden beri can oldu.
25 Ocak 2010 Pazartesi
22 Ocak 2010 Cuma
Donnie Darko
gökyüzü açılacak. eğer gökyüzü aniden açılırsa, hiçbir kanun olmayacak. hiçbir kural olmayacak.
sadece sen ve anıların olacak, yaptığın seçimler....ve dokunduğun insanlar.
eğer bu dünyanın sonu gelirse, sadece sen... ve o olacak...başka kimse olmayacak.
sadece sen ve anıların olacak, yaptığın seçimler....ve dokunduğun insanlar.
eğer bu dünyanın sonu gelirse, sadece sen... ve o olacak...başka kimse olmayacak.
stripped.
come with me
into the trees
we'll lay on the grass
and let the hours pass
take my hand
come back to the land
let's get away
just for one day
let me see you
stripped down to the bone
let me see you
stripped down to the bone
metropolis
has nothing on this
you're breathing in fumes
i taste when we kiss
take my hand
come back to the land
where everything's ours
for a few hours
let me see you
stripped down to the bone
let me see you
stripped down to the bone
let me hear you
make decisions
without your television
let me hear you speaking
just for me
let me hear you crying
just for me
into the trees
we'll lay on the grass
and let the hours pass
take my hand
come back to the land
let's get away
just for one day
let me see you
stripped down to the bone
let me see you
stripped down to the bone
metropolis
has nothing on this
you're breathing in fumes
i taste when we kiss
take my hand
come back to the land
where everything's ours
for a few hours
let me see you
stripped down to the bone
let me see you
stripped down to the bone
let me hear you
make decisions
without your television
let me hear you speaking
just for me
let me hear you crying
just for me
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
