13 Şubat 2010 Cumartesi

all star

annem ben ve kuzenim şu an oturmuş all star izliyoruz, aklımdan dance me to the end of love geçiyo, annem 'al dedi git dedi'yi söylüyo, saat 5.13 .


WTF ?!

11 Şubat 2010 Perşembe

değişime uzaktan bakış

bundan tam 5 ay önce, aslımla konuşuyoduk, yeni üniversite her şey çok değişecek diyorduk. baya büyük hayaller kurduk. ben üzülmeyi, bişeye çok uzun süre kafayı takmayı sevmem, gülmek beni baya mutlu eder. bu aralarda yine çok mutluydum. yine ''her şey çok güzel olacak, içimde bi his var'' diyordum. sonra bi baktım ben 5 ay önce de bunu diyordum ve hayatımda HİÇBİR ŞEY değişmedi. evde haftanın 7 günü yokum evet ama ee? ben yine boş zamanlarımda deli gibi bilgisayar oynuyorum, yine resim çiziyorum, yine bi filme takıp, onun hakkında 7/24 insanları darlıyorum. ama ee ? buraya 'bi baktım' noktasına gelmemi sağlayanda aslıyla konuşmam oldu. ''hatırlıyo musun?'' dedi, ''ÖSS'ye tam 2 ay kala, bunalımların kralını yaşarken, çok değecek diyorduk, seneye her şey çok farklı olacak ve bu 4 senenin acısını çıkartıcaz, her şey değişecek ya, değecek şu an çektiğin tüm sıkıntılara, aldığın kilolara, yüzündeki sivilcelere, egzamalara, ağladığın zamana değecek, taktığın o insanlara 'peh' diyeceksin, hayatına öyle insanlar girecek ki 'oh be diyeceksin, iyi ki uğraşmışım bu kadar'... bi baktık, noldu dedik, noldu, ne değişti, aynı tas aynı hamam. sonra biz yine bişi oldu, aslıyla yine güldük. en azından değişmeyen en 'mükemmel' şeylerden biri de bizim dostluğumuz. herhangi bi' problemde, sevinçte, üzünçte biz birbirimizi çok iyi anlıyoruz, en azından değişmeyeceğini biliyoruz bunun da. bunu sevinip ondan sonra gözümüzü açabiliriz sevgili aslı arda :)...

daha beraber çook gülmemiz dileğiyle..
gobabygobabygo (:


PS: biraz umut için bu blogun ardından sam cooke-a change is gonna come dinledim. evet yaptım bunu.

10 Şubat 2010 Çarşamba

köprüaltı

pizza huttan bi daha asla oraya dönmemek üzere çıktık, 4 dönmez üyesi. sinirimiz bozulmuştu, baya haksızlık yapmışlardı, baya çirkin müdürleri ve şeflerini orda bıraktık, çıktık. sinemaya giricektik, ama keyfimiz fazla kaçtı, kendimizi o soğukta attık kadıköy sokaklarına... kaybolur gibi olduk nedense, sonra yoldaki abilere ablalara köprüaltına nerden gidiliyo diye sormak garip geldi, başladık yürümeye. ilk 15 dakika şefe küfrettikten sonra başladık biz 4 kuzen şarkı söylemeye... işte o an fark ettim ki; tek başına söyleyip, üzülüp, damara girmektense 4 tane aranda kan bağı olan insanla bağıra çağıra şarkı söyleyince baya bi mutlu oluyomuşsun. bazen öyle olması gerekiyo ya, akışına bırakmak gerekiyo her şeyi, yolda şarkı söyleyebilmek, çok takmamak her şeyi.

canım ablam ve sevgili ozan ve kaan
sizleri çook seviyorum !
kahrolsun pizza hut
yaşasın kadıköy-oda.

6 Şubat 2010 Cumartesi

hell yeah

Not: Allah 1 dir.
Not: Allah'ın hakkı 3 tür.
Not: İslamın Şartı 5 tir.
Not: Cennet yerin 7 kat üstündedir.
Not: En bi uğursuz sayı 13 tür.

Not: Topla hepsini 29! 2 ile 9 u topla 11! Topla ikisini 40! VE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİNİN 40. YIL DÖNÜMÜ!!!

hakuna matata

bugün çok çok çok güzel bi'gün.
ama çok çok.
lise arkadaşlarımı gördüm.
hepsini de öyle çok özlemişim ki.
kahve falları, dedikodular, farklı isimler ama aynı meseleler..
sadece lise değil, hayatımda olan herkes
etrafımdaki arkadaşlarımın hepsini çok seviyorum.
sürekli hepsine sarılmak istiyorum.
onların dertlerini dinlemeyi seviyorum.
onların da benim dertlerimi dinleyip, sanki benimle beraber olayı yaşıyomuş gibi yorum yapmalarını, benim nefret ettiğim insanlardan nefret etmelerini, saydırmalarını seviyorum.
arkadaşlarımı seviyorum ya.
aynı kafadan insanlarla beraber vakit geçirmek.
tüm sıkıntının bi anda gitmesi.
hepinizi çok çok seviyorum.
hayatımda olan ve her gördüğümde gülümsememi sağlayan o güzel arkadaşlarım;
iyi ki benimlesiniz.

4 Şubat 2010 Perşembe

başım dönüyor

http://firstpersontetris.com/

2 Şubat 2010 Salı

emre

merhaba emre;
hiç tanışmadık seninle. ya da tanıştık ama birbirimizi şu an yolda görsek tanımayız. sana bu blogu neden yazdığımı düşünebilirsin. yazdım çünkü sana teşekkür etmek istiyorum. beni en kötü zamanlarımda güldürdüğün için. nasıl mı ? salak bi gündü. yorgundum. mügeyle yemek yemiştik. tiyatro klübünun tanışma toplantısı vardı ardından. ona gittik. gittikten sonra da tanışma kaynaşma adına pigastroya gidip çay içelim dedik. nolduysa orda oldu. kapıya dönük oturuyoduk mügeyle ikimizde. sonra sen birden kapıya o kadar güzel çarptın ki... ama böyle bi çarpma yok. bütün vücudun ahenkle o camı tattı, hissetti. yanağın falan yapıştı olm. sonra geldin oturdun. yüzün kıpkırmızı. saçmasapan konuştun, tüm kızlara yazdın. sonra da seni bi daha görmedik.

AMA ÇOK KOMİKTİ

en iyi dileklerimle

selin